Algoritmalara Gömülü Toplum ve Topluma Gömülü Algoritmalar: Yapay Zekânın Sosyolojisine Doğru
Abstract
"Neden bir makineler sosyolojisi olmasın?" Steve Woolgar (1985) bu soruyu, uzman sistemler tartışmalarının ortasında, yapay zekâyı sosyolojik araştırmanın nesnesi yapmaya çağırarak sormuştu. Aradan geçen kırk yılda soru güncelliğini yitirmediği gibi, üretken yapay zekâ uygulamalarının 2022 sonundan itibaren kitleselleşmesiyle yeni bir aciliyet kazandı. Algoritmik sistemler mühendislik laboratuvarlarının ve teknoloji şirketlerinin mutfaklarından çıkıp sokağa, eve, sınıfa ve işyerine taşındı. İş başvuruları algoritmalarca eleniyor, haber akışları kişiselleştiriliyor, öğrenciler ödevlerini sohbet robotlarıyla yazıyor; yaşlı bakımından göçmen entegrasyonuna, din temsilinden dezenformasyonla mücadeleye kadar uzanan alanlarda kararlar veri temelli sistemlere devrediliyor. Üstelik bu devir teslim çoğu zaman sessizce gerçekleşiyor: Bir kurumun hangi kararları algoritmaya bıraktığı, o kararların hangi veriyle ve hangi ölçütlerle üretildiği, işleyişin içindeki insanlar için bile görünmez kalabiliyor (Pasquale, 2015).